top of page
  • Yazarın fotoğrafıSadettin Elibol

TOPLUMSAL DEĞİŞMENİN AYNASI OLARAK TÜRK ÖYKÜ SANATI VE BİR YAPIT

Güncelleme tarihi: 2 Oca

Toplumsal değişme, hiç kuşkusuz, öncelikle sosyolojinin konuları arasında yer alır; burada söz konusu olguyu yaratan nedenler, bunlar arasındaki karşılıklı ilişkiler ele alınır ve olasılık düzeyinde bir kestirimde bulunulur. Sosyolog, tam da bu nedenle söz konusu değişimin sanatsal eserlere, örneğin sinemaya, tiyatroya, romana ve öyküye nasıl yansıdığına da bakar, bakmak durumundadır.

Öyle görünüyor ki, ülkemiz sosyolojisine sanatsal eserlerle eğilenler daha çok Türk romanına bakıyorlar, örneğin öyküler ilgi alanlarına pek girmiyor. Oysa Türk öykü evreni de – roman kadar olmasa da – Ömer Seyfettin’den Osman Şahin’e, Refik Halit’ten Haldun Taner’e, Sait Faik’ten, Nezihe Meriç’e, Memduh Şevket Esendal’dan Tahsin Yücel’e, Sabahattin Ali’den Ayfer Tunç’a kadar sosyolojinin bakmasını gerektirecek kadar zengin bir görünüm sunar.

Öykü eleştirmenleri kuşkusuz bu evrende yer alan metinleri farklı yaklaşımlar açısından değerlendirip daha iyi anlaşılması için kategorize ederler. Romanda olduğu gibi öyküde de bu gerekli sayılır. Bu açıdan bakıldığında, kimi öykülerin toplumsal gerçekçi metinler olduğu vurgulanır. Örneğin Ömer Seyfettin, Memduh Ş. Esendal, Sait Faik, Sabahattin Ali, Tahsin Yücel, Osman Şahin ve benzeri isimler bu çerçevede değerlendirilir.

Söylemek bile fazla: Toplumsal değişmeyi anlamaya ve açıklamaya çalışan her sosyolog, burada anılan ve anılmayan öykücülerin eserlerinde oldukça zengin bir “veri dünyası”yla karşılaşabilir.

Romandaki kadar olmasa da öykü alanında da toplumsal gerçekçi çizgide yeni yazarlar yeni eserler vererek bu dünyayı zenginleştirmeyi sürdürüyorlar. İşte bu isimlerden birisi de İrfan Akalp.

Akalp, öykü okurlarının karşısına sanat ve edebiyat dergileri yoluyla çıkan isimlerden birisi değil. Tam tersine, doğrudan bir ilk yapıtla çıkan iddialı isimlerden birisidir.

Akalp’in yapıtı Kuyulu Kahve’nin Yankısı (Arte y, Ank, 2022) adıyla okurlara sunulmuş bulunuyor.

Kuyulu Kahve, ilgilisi bilir; Türk devriminin başladığı yıllarda, Ankara-Ulus’ta, öncelikle Kuva-yı milliyeci siyasilerin, askerlerin, yazarların ve sanatçıların buluşup görüştüğü tarihsel mekânlardan birisidir; ne yazık ki, korunup günümüze taşınamamıştır. Kaybedilen bir başka mekân da – bilindiği gibi- Taşhan’dır.

Sözün tam da burasında söylemezsek olmaz: Özellikle son yirmi yıllık süreçte, Ankara’yı Ankara yapan simgesel-tarihsel mekânları- eserleri yağma ve talandan koruma mücadelesinin öncü ismi anıt insan mimar Tezcan Karakuş Candan’ı sevgiyle ve minnetle anmak gerekiyor.

Akalp, kırk iki öykünün yer aldığı yapıtına Kuyulu Kahve’nin Yankısı adını koymakla hem sözkonusu simge mekânı sahipleniyor hem de oranın müdavimi yurtseverleri çağrıştırıyor.

Yapıtta yer alan öyküler toplamı, Ankara’da 60’lı yıllardan 90’lı yıllara uzanan bir dikkatin yaşantıları ve tanıklıklarına dayanıyor; öyle ki, hemen her öykü görüleni değil, görül(e)meyeni resmediyor.

Dahası; okur, ilk öyküden son öyküye kadar; Ulus’tan Çankaya’ya, Kale’den Abidinpaşa’ya, Ulucanlardan Yenişehir’e, Bentderesi’nden Maltepe’ye, Çinçin’den Hergele Meydanı’na, Gençlik Parkı’ndan Tunalı Hilmi’ye, Çıkrıkçılar’dan Yahudi Mahallesi’ne; elbette buralarda tarihsel sayılabilecek mekânlara uğrayarak hem keyif alabilir hem de hüzünlenebilir.

Şaşırtıcı olduğu kadar sevindirici olan şu; Akalp, öykülerin hemen hepsinde “karakterleri” “usta işi” sayılabilecek bir yetkinlikle vermeyi başarabiliyor. Örneğin; ciltçi, terzi, kabadayı, yankesici, taksici, amele, kalaycı, darbukatör, çırak, kopil, natırcı tipler oldukça etkileyici “karakterler” olarak betimleniyor.

Akalp’in “karakterleri” kuşkusuz söz konusu “tipler”le sınırlı değil; esnaf beybabalar, yaşlı teyzeler, güngörmüş düşkünler, bekârhane yalnızları ve benzerleri de var. Aynı başarılı anlatım bunlarda da izlenebiliyor.

Söylemek gerekir; Kuyulu Kahve’nin Yankısı, daha şimdiden Ankara öyküleri kütüphanesinde yer almayı hak etmiş yapıtlar arasında bulunuyor. Umarım, Akalp, özellikle çok sevindirdiği Ankaralı okurlarının karşısına bu nitelikte yeni öykülerle çıkma kararlılığını gösterir.

37 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

BİR BİRİKİM OLARAK BİLİM VE BİLGİSİ

Daha önceki bazı yazılarımda vurgulandığı gibi Türk devrimi bazı süreklilikler de içerir. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz geç Osmanlı döneminde yetişmiş bilim insanlarını sahiplenme, dahası onların çal

YENİ TÜRKİYE’NİN BİR BİRİKİMİ: DEĞER FELSEFESİ

20. yüzyıl başlarında kurulan Yeni Türkiye’ye olgusal açıdan bakıldığında, öncelikle felsefe, bilim ve sanat birikiminin gurur duyulacak düzeyde olduğu görülebilir. Ekonomiden teknolojiye, eğitimden s

1 Comment


Ah El
Ah El
Nov 08, 2022

Ankara'nın bu en eski semtlerinin yaşantısına ışık tutan öyküler gerçekten de çok değerli.

Like
bottom of page